Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Suriye’de yaşanan olayların başından beri Şii ve Alevilerin bütün değerleri ayaklar altına alındı; akide, inanç, değer, şeref bırakmadılar bizde. Gah Akit denen mezhepçi, faşist, iktidar şakşakçısı gazete ve yazarları, gah ne idüğü belirsiz Milad, gah haksöz, özgür der denen taife ve gah bazı dernek başkanları kendileri nazarında son derece ulvi olan bu vazifeyi yerine getirdiler.
Suriye olaylarından sonra keskinleşen saflar nedeniyle İsrail-ABD cephesinde savaşmayı tercih eden bu konjöktürcü kurumlar, kendilerine verilen görevi layıkıyla yerine getirdiler. Alçakça da olsa işlerini yapan ve her geçen gün saldırganlıklarının dozunu arttıran bu adamlar, Şii ve Alevilerin en önemli değer (Seyyid Ali Hamanei, Ayetullah Sistani gibi) ve inançlarını kedilerine paspas ettiler.
Bir yandan inançlarımız Meccusilikle bir tutulurken, bir yandan da insanlar bize karşı kışkırtıldı. Bizden cesaret alan düşmanlarımız ise, hakaretlerinin dozajını arttırmakta bir beis görmediler.
Peki onlar bunu yaparken biz ne yapıyorduk. Bunca Caferi-Alevi kurum kuruluşu ne yapıyordu.
...
Sormamız gerekiyor kendimize; bütün bu saldırılar karşısında gerek medyada, gerek adli kurumlarda ve gerekse STK’lar bünyesinde güçlü bir reaksiyon, eleştiri, sorgulama ve itiraz etme refleksi neden sergileyemedik? Genel bir sessizlik, seyirci kalma, teslimiyet duygusu yaşamamızın sebebi ne?
Gün geldi Suriye’ye destek gösterisi düzenlenince 50 kişiyi dahi bir araya getiremedik...
Sanal alemde ve sosyal medyada ucuz kahramanlıklar yapan aydınlarımız, Aşura törenlerinde İmam’ın 73. Yareni olmaya aday alimlerimiz, kusura bakmasınlar ama... Camiamızda, demokratik haklarını dahi kullanmaya ve hesap sormaya hazır yürekli insanlar dahi bulamıyoruz.
Ayetullah Sistani’ye Alçak diyen terbiyesiz bir adamın dediklerine bakın:
“Şiilerin akidelerinde İslam falan yoktur. Onların akidesinde sadece kendi eski Meccusi dinlerinden getirdikleri Batınilik, ateşperestlik ve her türlü bidat ve hurafe vardır.”
Bu adam halkı Şiilere karşı açıkça düşmanlığa sevk ederken, eğer savcılığa bir şikayet dilekçesi dahi veremiyorsak bu bizim bittiğimizin resmi değil midir?
Bekir Bozdağ... Direnişin gözbebeği Hizbullah’a Hizbuşşeytan demeye nasıl da cesaret edebilmiş...
Yarın diyanet de çıkıp İran ve Hizbullah’a olmadık sözler söylerse hiç şaşırmamalıyız. Zira biz susmaya alışmışız.
Artık herkesin kendine sorması gerekiyor. Başımızda bulunan insanlar ne işe yarıyor diye...
Nasıl olur da basiretimiz bu kadar bağlandı, gözlerimiz bu kadar kör, kulaklarımız böyle sağır hale geldi?
Nuri Akçay – nuridiyarbakir@gmail.com
taha haber